Mevlana Kimdir?

Mevlana Kimdir?

Mevlananın hayatı ve Mevlana hakkında bilgilerin merak edilme sebebi aslında, geçtiğimiz günlerde düzenlenen Şebi Arus törenleri oldu. Söz konusu Şebi Arus törenlerini beğenmeyen yoktur. Hatta şöyle bir Google baktığımız zaman, insanların, Şebi Arus törenleri 2019’da ne zaman sorusuna dahi yanıt aradıklarını görebilirsiniz. Mevlana kimdir sorunuza ilerleyen bölümlerde yanıt bulabileceksiniz; ama Şebi Arus törenleri’ni ne yazık ki kaçırdınız. 2019 yılının sonlarında söz konusu bu törenler yeniden düzenlenecek. Çünkü söz konusu Şebi Arus törenleri eğlence değil, Mevlana’nın ölümü dolayısı ile düzenlenmekte ve söz konusu vuslat kutlanmaktadır. Dolayısı ile her yıl aynı zamanlarda düzenlenir. Bu kısa bilgilerin sonrasında Mevlana kimdir sorusunun yanıtları arasında yer alan Mevlananın hayatına ve Mevlana hakkında bilgilere göz atmaya başlayalım.

Mevlana Kimdir?

Mevlananın hayatı, 30 Eylül 1207 yılında doğması ile başlamıştır. Doğumu, Horasan’ın Belh şehrinde gerçekleşmiştir. Horasan, günümüz coğrafyasına bakıldığında Afganistan sınırları içerisinde yer almaktadır. Babası Bahaeddin Veled’dir. Dedesi ise Hüseyin Hatibi’dir ki bu dede, Belh şehrinin ileri gelenlerinden biridir. Kendisine Bilginlerin Sultanı ünvanı uygun görülmüştür. Annesi ise Mümine Hatun’tur. Mümine Hatun de Belh Emiri Rükneddin’in kızıdır. Yani Mevlana hakkında bilgi verirken, onun hayatına, çok ileri gelen bir ailenin çocuğu olarak gözlerini açtığını söyleyebiliriz.

Mevlana henüz 10 ya da 11 yaşlarında iken, babası, bazı siyasi sorunlar ve yaklaşan Moğol istilası dolayısı ile Belh şehrinden ayrılmak durumunda kalmış; beraberinde aile fertleri ve yakın dostlarını da götürmüştür. İlk durakları Nişabür olmuştur. Mevlana burada, tanınmış bir mutasavvıf olan Feridüddin Attar ile karşılaştı. Ve daha yaşı çok küçük olmasına karşın da mutasavvıfın ilgisini çekip, onun takdirlerini toplamayı başardı. Ancak Sultanü’l Ulema, yani Mevlana’nın ailesi ve yakın dostları burada kalmayıp, önce Bağdat, sonra da Küfe üzerinden Kabe’ye doğru yola çıktılar. Kabe’de hac görevlerini yerine getirip, sonrasında da Şam’a doğru ilerlemeye başladılar. Şam’dan da, günümüz Türkiye sınırlarına geçerek, Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu üzerinden, günümüzde Karaman, o zamanlar ise Larende olarak bilinen bölgeye ulaştılar. Burada Subaşı Emir Musa bir medrese yaptırmıştı. Sultanü’l Ulema bu medreseye yerleşti. Bu dönem 1222 yılına denk gelmektedir. Mevlana ve Sultanü’l Ulema burada 7 yıl kalmıştır.

Yıl 1225 olduğunda, Şerafettin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile Mevlana evlendi. Bu evlilikte iki erkek çocuk dünyaya gelmiş, birinin adı Alaaddin Çelebi, diğerinin adı ise Sultan Veled olmuştur. Yıllar ilerlemiş, Mevlana, eşi Gevher Hatun’u kaybetmiştir. Sonrasında da bir çocuğu ile dul kalan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Bu evlilikte de iki erkek çocuk dünyaya geldi. Birinin adı Emir Alim Çelebi; diğerinin adı ise Muzaffereddin oldu. Kerra Hatun ile Mevlana’nın bir de kızları oldu; onun da adı Melike Hatun olarak belirlendi.

Söz konusu yıllarda Selçuklu Devleti en parlak dönemlerini yaşıyordu. Devletin başında Alaaddin Keykubat vardı. Konya’da bütün bilim adamları, sanat eserleri… toplanmıştı. Mevlana’nın babası Bahaeddin Veled’i de Konya’ya Alaaddin Keykubat davet etti. Bu davet Sultanü’l Ulema tarafından geri çevrilmedi ve 3 Mayıs 1228 tarihinde, Konya’ya ulaştılar. Çok görkemli bir törenle karşılandılar ve kendilerine, ikamet edebilmeleri için Altunapa (İplikçi) Medresesi tahsis edildi.

Mevlana’nın babası 12 Ocak 1231 yılında vefat etti. Selçuklu Sarayı’nın Gül Bahçesi ise mezar yeri olarak seçildi. Günümüzde müze olarak kullanılan Mevlana Dergahında, bugünkü yerine defnedildi. Öğrencileri ve müritleri ise onun tek varisi olarak Mevlana’yı gördüler ve ona yöneldiler. Bu doğru idi. Mevlana gerçek anlamda iyi bir alim, din bilgini olmuştu ve İplikçi Medresesi’nde vaazlar vermeye başlamıştı.

15 Kasım 1244 tarihinde Mevlana Şems-i Tebrizi ile karşılaştı. Mevlana kimdir sorusunun yanıtları arasında yer alan Mevlana hakkında bilgiler ve Mevlananın hayatında, onun Şems-i Tebrizi ile karşılaşması çok önemli bir dönüm noktası olarak bilinmelidir. Şems’te mutlak kemalin varlığını, yüzünde tanrının nurlarını görmüştür. Ancak birliktelikleri uzun sürmemiş; çünkü Şems ani bir ölüm ile hayata veda etmiştir. Sonrasında Mevlana uzun süren bir inzivaya çekilmiştir.

Uzun süren yılların ardından ise Şems’in yerini Hüsameddin Çelebi ve Selahaddin Zerkübi doldurmaya çalıştı. Hamdım, Piştim, Yandım sözleri ile hayatını özetleyen Mevlananın hayatı 17 Aralık 1273 tarihinde son buldu. Vasiyetleri arasında, Sadreddin Konevi’nin, cenaze namazını kıldırması yer alıyordu. Ancak Sadreddin Konevi Mevlana’yı çok seviyordu ve cenaze sırasında baygınlık geçirdi. Kadı Siraceddin Mevlana’nın cenaze namazını kıldırmak durumunda kaldı.

Öldüğü günü yeniden doğuş günü olarak düşünen Mevlana, öldüğü zaman Allah’a; yani en sevdiğine kavuşacaktı. Bu nedenle, düğün günü ya da gelin gecesi anlamına gelen Şeb-i Arus‘u da ölüm gününe isim olarak kullanmıştı. Mevlana’nın dostlarına ve ailesine olan vasiyeti, “Ben öldüğümde ahlayıp vahlamayın” şeklinde idi. Şebi Arus törenleri bu nedenle yapılır. Her yıl 17 Aralık’ta asıl Şebi Arus töreni Konya’da düzenlenir. Ama bunun öncesinde de ortalama 10 gün Şebi Arus törenleri yapılmaya devam edilir. Sonrasında şehrinizin Belediyesi tarafından düzenlenen etkinliklerde de Şebi Arus törenlerine rastlayabilirsiniz. Yani Şebi Arus törenleri 2019’da ne zaman derseniz, 2019 yılının Aralık ayını beklemeniz gerekecektir.

Yorum Yapmak İstermisin?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.