0

Almina’nın Aklı Karıştı

Şöyle bir düşünecek olursak, pek çoğumuz, ölen bir kişinin ardından üzülüyor, çok yakınları ağlıyor… Ölen kişi hiç dönmemek üzere bu hayattan gittiğinde, ağlayanların ağıtları, üzülenlerin üzüntüleri ise bir kaç gün ile sınırlı kalıyor; elbette ölen kişinin hatıraları kalıyor, o kişi ile ilgili anılar insanın gözünde hep canlanıyor; ama hep derler ya: ”Ölenle ölünmmüyor…”


Bir kaç saattir aklımda sorguladığım soru bu, sizlerle paylaşmak istedim; uzun zamandır da bu şekilde bir yazı yazmadığımı farkettim, düşüncelerimizi bu yazıda, birbirimizle özgürce paylaşalım; ne dersiniz? Sorguladığım soru, belki sizlere saçma da gelecek olsa şu: ”Ölenin arkasından üzülmeli miyiz?” Bunu sorgularken şu düşünce geçiyor aklımdan: eşimiz; ya da sevgilimiz; ya da annemiz – babamız, bizim için bir şeyleri sınırladıklarında, sınırlandırıldığımız konu çok istediğimiz bir şeyse, ona karşı tavır yapıyoruz… Örnek verirsem belki aklımdan geçenleri daha net ifade edebilirim: Çok sevdiğimiz bir arkadaşımız var, bir de, huzurumuzun bozulmaması için söylediklerini dinlememiz; uyum sağlamamız gereken bir eşimiz. Arkadaşımızın yanlışını gören eşimiz, kendi doğruları için, bizim o arkadaşımızla görüşmemize engel olmaya çalışabilir. Belki dinleriz; ancak, hiç birimiz, ona bunun için teşekkür etmez; kısa süreli de olsa tepkimizi belli ederiz; fakat, eşimizdir, eğer yuvamızın yıkılmasını istemiyorsak, bir kaç gün sonra tepkimiz de kırgınlığımız da bitecektir. Biz, görüşmemizin engellendiği arkadaşımızla görüşmesek de, onu kalbimizin bir yerinde her zaman özleriz…
Ölüm, Allah’tan gelen, engel olunamayan br durum. Kim, bir sevdiğinin peşinden ölür gider? Az önce de dedik ya: ”ölenle ölünmez…” Bir kaç gün üzülür, sonrasında hayatımıza kaldığımız yerden devam ederiz… Olan ölene olur… Az önceki örnekle bunun ne alakası olduğunu düşünenlere: eşimize itaat etmek zorundayız; ancak tepkimizi gösterebilmemiz gibi bir durum, kısa süreli de olsa mümkün… Ölen bir kişinin arkasından üzülmek nedir peki? Tepkimiz kime?
Bir de olaya şu açıdan bakalım: Bir arkadaşımız, çok yakın bir akrabasını kaybetti; fakat hiç bir şey olmamış gibi, hayatına kaldığı yerden devam ediyor; ve ölen kişi için yapması gereken görev neyse onları yerine getiriyor… Bu doğru mudur? Böyle bir durumla karşılaşsak ne düşünürüz? Kesinlikle olmaması gereken bir durum… Ölüye saygı gösterilmeli… Köpekleri, kuşları ölenler bile, ne denli üzüntü yaşıyor, hepimiz zaman zaman bu gibi durumlarla karşılaşıyor, ve görüyoruz…
Almina bu düşüncelerle neden kafasını karıştırıyor demeniz de gayet normal. Ben normalde bu kadar derin düşüncelere dalıp da aklını karıştıran birisi değilimdir; ve her şeyi olması gerektiği gibi, olduğu gibi yaşamayı tercih ederim; çünkü, değiştirebileceğimiz şeylerin yanında, hayatta değiştiremeyeceğimiz şeylerin de olduğuna inanan biriyimdir; bu bazen bir insanın düşünceleri bile olabilir… Neden aklım bu düşüncelerle karıştı, hemen onu da belirteyim:
Dün akşam saatlerinde; yani yaklaşık 12 – 13 saat önce bir yakınımızı kaybettik. Çok samimi olduğum bir insan değildi belki; ancak, çocukluğumdan beri tanıdığım, ondan yana hiç kırılmadığım bir insanı… En son görüşüm bundan 16 – 17 gün önceydi… Önce sabah kalbinin durduğu; ve yoğun bakıma alındığı haberini aldım; sonrasında ise kalbinin bir sefer daha durduğu; ve bu sırada beynine oksijenin, yaklaşık 10 dakika kadar gitmediği haberini… Zaten daha önce kalp ameliyatı geçirmş birisiydi. Akşam saatlerine kadar hep dua ettim: ”Allah acil şifalar versin” diyordum, ama aklımdan şu da geçiyordu: ”Yaşarsa ya sakat kalacak, ya da belki de bitkisel hayata girecek…” Sonra bir anda aklıma şu söz geldi: ”Allah hayırlısını versin. Allah’ın işine karışılmaz…”
Akşam ölüm haberini aldım… Onunla geçirdiğimiz tüm zamanlar, gözümün önünden film şeridi gibi akıp geçmeye başladı. Özellikle de son gördüğüm zaman… Belki bu kadar kısa zamanda gerçekleşmeseydi, bu kadar etkilenmeyecektim. Midemin ağrısı ile, nefes alamama gibi durumlarla haberi aldığım andan bu yana başa çıkmaya çalışıyorum. İştah, yemek yeme isteği gibi bir şeyse zaten hiç yok… Ve işte bu denli yoğun hissedilen bir üzüntünün ardından, aklım bu şekilde karıştı, sizlerle paylaşmak istedim.
Biliyorum, yazımı başından sonuna kadar çok kişi okumayacak. Pek çok kişi saçma bulacak; belki de yazım tepki de alacak; hatta belki değil, yazımın başını okuyanlar, saçma bulup okumaya devam etmeyecek; ve tepkilerini dile getirecekler. Ancak aklımdan geçenleri, yazımı sonuna kadar okuyanlar anlayabilecek… Allah hepimizin hakkında her şeyin en hayırlısını versin…


İlginizi Çekebilecek Diğer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.